Diğer DOS Komutları
Bilgisayar; kendine önceden yüklenmiş program gereğince çeşitli
bilgileri-verileri uygun ortamlarda saklayan ve istenildiğinde geri getiren,
çeşitli aritmetik ve mantıksal işlemler yapan; çok hızlı çalışan elektronik bir
cihazdır.
Bilgisayarın elektronik
kısmına donanım (hardware), program kısmına ise yazılım (software) denir.
Bilgisayarın gelişiminde şu
4 unsur hiç değişmemiştir.
1. Bilginin Girişi (Giriş
birimleri: Klavye, mouse, kamera, scanner,
fax-modem vb.)
2. Bilginin saklanması
(Hafıza: Harddisk, disket, cd-rom
vb.)
3. Bilginin işlenmesi
(Beyin: Merkezi işlem birimi-Central Processing Unit-CPU)
4. Bilginin çıkışı (Çıkış
birimleri: Monitör/ekran, Printer/yazıcı, plotter/çizici, modem)
Donanım
bilgisayarı oluşturan her türlü fiziksel
parçaya verilen verilen addır. Donanım bir merkezi
işlem biriminden (Central Processing
Unit-CPU) ve bu birime bağlı çevre birimlerinden
oluşur. Çevre birimleri de ayrıca giriş birimleri (input
devices) ve çıkış birimleri (output
devices) olmak üzere iki kısma ayrılır.
Bilgisayarın içindeki temel
elemanıdır. Mikro işlemci diye de anılır. Komutları işler, hesaplamaları yapar,
bilgisayarın içindeki bilgi akışını kontrol eder ve yönetir.
Mikro işlemcilerin her yeni
kuşağı bir öncekinden çok daha güçlüdür. 286, 386 ve 486 kuşakları artık
demodedir. Günümüzde pentium ve daha üst işlemciler
geçerlidir.
Mikro işlemciler; İntel , IBM, AMD ve Cyrix gibi
firmalar tarafından üretilir. İntel’in mikro
işlemcileri yaygın olarak kullanılır.
Ana
bellek veya rastgele erişimli bellek (Random Access Memory-RAM), bir
giriş cihazından veya bir ikincil depolama cihazından okunan veri ve
programların, çalıştırılan programlardan elde edilen sonuçların ve bir ikincil
depolama cihazına veya bir çıkış cihazına gönderilmeye hazır olan çıktıların
tutulduğu yerdir. Buradaki “rastgele erişim” ifadesi
bilgisayarın bellek içerisindeki herhangi bir adrese doğrudan gidip bilgileri
okuyabileceği veya yazabileceği anlamında kullanılmaktadır. Ana bellekte
veriler geçici olarak tutulur; başka bir deyişle bilgisayar kapatıldığında bu
veriler silinir. Çok kullanıcılı sistemlerde bilgisayar bir kullanıcı için
herhangi bir işi yapmayı bitirdiğinde, ana bellekteki aynı kısma diğer
kullanıcılar için işlenmesi gereken veri ve programlar yerleşir. Ana bellek
diğer bilgi saklama araçlarına oranla biraz daha pahalıdır.
Ana belleğin temel görevleri şöyle
özetlenebilir.
1.Halihazırda çalışan programların
program deyimleri ve bu programların ihtiyaç duyduğu verileri tutmak.
2.İşletim sistemi yüklendikten sonra
ana bellekte sürekli olarak kalması gereken işletim sistemi bileşenlerini
tutmak.
3.Programlar tarafından üretilen
sonuçları tutmak.
4.Sabit disklere veya harici bir
cihaza gönderilmeye hazır olan çıkış bilgilerini tutmak.
Bellekte yerleşik olan veri ve programlara ihtiyaç
halinde tekrar ulaşabilmek için ana bellekteki her bölgenin bir adresi vardır.
Ana belleğin büyüklüğü; aynı anda çalışabilecek program
sayısını ve programların çalışma hızını etkiler.
Ana
bellek ile merkezi işlem birimi arasında görev yapan ve ana bellekten çok daha
hızlı olan bir bellektir. Bu bellek birimi; işlem esnasında çok sık kullanılan
bilgisayar talimatları ve geçici olarak tutulan bilgiler için bir “yaz-boz
tahtası” olarak kullanılır. CPU ’nun ana bellekten
veri alırken harcadığı zamanı azaltır; bu da bilgisayarı hızlandırır. CPU, ana
bellekten veri alması gerektiğinde, bu verinin dahili ön bellekte olup
olmadığına bakar. Dahili ön bellek, CPU’nun en son işlediği verilerin bir
kopyasını saklar. Aranan veri dahili ön bellekte bulunamazsa harici ön belleğe bakılır. Harici ön bellekte
de bulunamayan veriler ana bellekten alınır. Bu, ön belleğe göre daha yavaş bir
süreçtir.
BİOS (Basic İnput Output System)
BİOS
yongası (entegresi), bilgisayarın açılışı sırasında parçaları kontrol eden ve
onları çalışmaya hazır duruma getiren bir program içerir. ROM (Read Only Memory)
türündeki bellek üzerinde kaydedilmiş bir programdır. Bu tür bellekteki
bilgiler bilgisayarı kapattığınızda silinmez.
Not:BIOS bugün üretilen anakartların
çoğunda, Flash ROM üzerine kayıtlıdır. Bu türdeki
belleğin içeriği bilgisayarı kapadığınızda silinmez ama gerektiğinde özel bir
program çalıştırılarak değiştirilebilir.Böylelikle BİOS un içerdiği hatalar
giderilebilir.
BIOS’ un ilk görevi,
bilgisayarın açılışı sırasında bellek gibi çeşitli parçaları kontrol ederek,bir
problem varsa kullanıcıyı uyarmaktır.
Bilgisayarın açılışı
sırasında özel bir tuşa (genellikle DEL tuşu) basarsanız, karşınıza BIOS setup ekranı gelir. Bu ekranda gerekiyorsa, sabit disk
sürücülerinin tipi gibi çeşitli bilgileri ve ayarları değiştirebilirsiniz.
Anakart
Veriyolu,
bilgisayarın içindeki değişik birimler arasında bilgileri taşıyan bir
sistemdir.
Bir bilgisayarın temel
devre kartıdır. Bilgisayardaki tüm elektriksel bileşenler anakarta bağlanmıştır.
Genişletme yuvaları, genişletme
kartları(ses, görüntü-ekran, modem, network-ağ
kartları)nın takılabileceği anakart
üzerindeki soketlerdir. Genişletme
kartları, bilgisayarınıza yeni yetenekler kazandırır. Daha güzel
grafikler, CD kalitesinde ses, modem ile iletişim, bilgisayar ağlarına(internet’e) bağlanmak ... Bunlar, bilgisayarınıza
ekleyebileceğiniz özelliklerden sadece birkaçı. Genişletme yuvalarının tipini,
bilgisayarın veriyolu belirler.
Bilgisayarı
oluşturan parçaların içine takıldığı ve parçaları bir arada tutan metal ve/veya
plastik bir kutudur. Önceleri Desktop ve slim kasa adı verilen yatık kasalar kullanılırken son
yıllarda Mini Tower diye adlandırılan dik tip kasalar
kullanılmaktadır. Ancak IBM, HP ve Compag gibi
firmalar daha çok desktop tipi kasaları tercih
ediyorlar. Server(sunucu) veya ana bilgisayar olarak kullanılmak üzere
tasarlanan bilgisayarlarda genişleme olanakları fazla olan kasalar
kullanılmaktadır.
Kasanın en önemli bileşeni
güç kaynağıdır. Güç kaynağı,
normal şehir cereyanını bilgisayarın kullanabileceği elektrik enerjisine
dönüştürür. Bilgisayar parçalarının fazla ısınmasını engellemek üzere güç
kaynağının içinde bir soğutucu fan bulunur. Genellikle mikroişlemcilerin
üzerinde de ayrıca bir soğutucu fan bulunmaktadır. PC (Personal
Computer) lerde güç
kaynağının kapasitesi ortalama 200-250 watt’tır.
Elektrik cereyanındaki
dalgalanmalar ve elektriğin kesilmesi bilgisayarınıza zarar verebilir.
Makinenizi ve bilgilerinizi korumak için kesintisiz güç kaynağı kullanabilirsiniz.
Kesintisiz
Güç Kaynağı, elektrik enerjisindeki
dalgalanmalara karşı; çıkışında bilgisayarınıza sürekli aynı voltajda temiz bir
enerji verir ve kesinti durumunda, içindeki akülerin kapasitesine göre
bilgisayarınızı 5 dakika ile birkaç saat arasında çalıştırır.
Bilgisayar Kasasında,
bilgisayarı kolayca açmak ve “reset” yapmak için
tuşlar bulunur
Açma/Kapama
(Power On/Off) tuşu, bilgisayarı açıp kapamayı sağlar.
Reset tuşu, açma/kapama
düğmesine basmadan bilgisayarı yeni açılmış haline getirir. Özellikle makine
komutlarınıza uymuyorsa veya kilitlendiyse kullanılır.
Sabit
disk sürücü ışığı, bilgisayar sabit diske
bir şey yazdığı veya ondan bir bilgi aldığı(okuduğu) zaman yanar. Bu ışık
yanarken bilgisayarı sakın kapamayın ve oynatmayın yoksa diskteki bilgiler
bozulabilir.
Bilgisayar Kasasının
arkasındaki Portlar
:
Seri
Port, “Erkek Konnektör” olarak da adlandırılan bu portlarda
9 veya 25 iğne(pin)
bulunur. Seri portlara fare(mouse), modem, tarayıcı(scanner)
bazen de yazıcı bağlanır. Bilgisayar her seri portu
COM etiketiyle görür.(COM1, COM2 ...)
Paralel
Port, “dişi konnektör” olarak da bilinen bu portlarda
25 delik bulunur. Paralel portlara yazıcı ve teyp
birimleri takılır. Bilgisayar her paralel portu LPT
etiketiyle görür.
Monitor(Ekran) Portu, monitörü bağlamak içindir.Görüntü kartının üzerinde
bulunur
Klavye
portu,
klavyeyi ve mouse portu da fareyi bilgisayara bağlar.
USA
(Üniversal Seril Bum) portu, yeni bir standart olan USA; fareden klavyeye tüm
cihazları zincirleme şekilde birbirine bağlıyor. USA portları
ile 127 adede kadar cihaz bilgisayara kolayca eklenebilir.
Oyun
portu, joystick’leri bilgisayara bağlar. Genellikle ses kartının
üzerinde bulunur.
Yukarıda
belirtildiği gibi bilgiler bilgisayarın belleğinde işlenip değerlendiriliyor.
Bilgisayarın kapatılması veya elektriğin kesilmesi halinde bellekteki bilgiler
siliniyordu. Bellekte geçici olarak saklanan bilgileri kalıcı olarak saklamak
için bilgilerin manyetik bir ortama aktarılması gerekir.
En çok
kullanılan manyetik ortamların başında ise hard disk ve disketler gelmektedir.
Disketler bilgisayara takılıp çıkartılabilirken, hard diskler bilgisayarda
sabit olarak kalıyor. Disketlerin hem kapasiteleri düşük hem de disketten bilgi
okuma ve yazma hızı hard disklere göre son derece düşüktür. Ayrıca hard diskler
disketlere göre daha dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Yani hard (sabit) disk sürücü
bir bilgisayarın bilgi depolamak için kullandığı en temel birimdir. Veriler bir
dizi dönen diskte manyetik olarak saklanır(Kaydedilen bilgiler Dosya adını alır).
Bilgisayarınızda
birden fazla sabit disk sürücü bulunabilir veya bir sabit disk iki yada daha
fazla bölüme ayrılabilir. İlk sabit disk, C sürücüsü diye adlandırılır. Daha
sonra takılan hard diskler sırasıyla D,E,F... harflerini alır.
Not: D harfi genellikle CD-ROM sürücüsü için
kullanılır.
Bir sabit diskin saklayabileceği bilgilerin miktarı,
MB(Mega Byte) ve GB(Giga Byte) ile ölçülür.Günümüzde sabit disklerin kapasitesi
10-50 GB arasındadır.
Not : 1 GB = 1024 MB olmakla birlikte, bazı sabit disk
üreticileri 1 GB = 1000 MB olarak tanımlamaktadır.
Disket (floppy
disk), verileri manyetik ortamda saklayan taşınabilir bir araçtır. Bir
disketi(ve hard diski) ilk kez kullanmadan önce biçimlendirmek (formatlamak)
gerekir. Formatlama, disketi iz ve sektörlere ayırarak
onu kullanıma hazır duruma getirir.
Disketler,
boyutlarına göre ikiye ayrılmaktadır: 3.5” ve 5.25”. Bugün kullanılan 3.5”
disketlerin veri saklama kapasiteleri için iki yaygın standart kullanılıyor:
1.Çift
yoğunluklu (Double Density-DD)
: 720 KB
2.Yüksek
yoğunluklu (High Density-HD)
: 1.44 MB
Bilgisayarlarda
disket sürücü A (varsa ikinci sürücü B) diye adlandırılır.
CD-ROM
(Compact Disk - Read Only Memory) sürücü, kompakt disklerdeki sayısal bilgileri okuyan araçtır.
CD-ROM sürücülerde okuma işlemi lazer ışını ile yapılır.
CD-RW’larda okuma için ayrı
yazma için ayrı lazer ışını kullanılır.
CD-ROM’lar alüminyumdan
üretilmiş, üzerleri şeffaf polikarbonat maddesiyle
kaplanmış ve üzerine koruyucu bir cila çekilmiş disklerdir.CD’ler diğer kayıt
birimlerine göre daha güvenilirdir. Bir CD’nin bilgi depolama kapasitesi
yaklaşık 650-750 MB arasındadır.
Monitör
(veya ekran) bilgisayarın mikroişlemcisinden gönderilen sinyalleri gözün
görebileceği şekilde görüntüye dönüştüren cihazdır. Yani CPU tarafından
işlenilen bilgilerin kullanıcıya iletildiği ortamdır; bir çıkış birimidir.
Monitörlerin en önemli özelliklerinden birisi ekrandaki görüntülerin netliği
veya çözünürlüğüdür.
Çözünürlük
(resulation), yatay
ve dikey olarak ekrandaki nokta sayısıyla ölçülür. Çözünürlük yükseldikçe
ekrana daha fazla bilgi sığar, ama ekrandaki görüntüler küçülür. Multisync monitörler, değişik çözünürlüklerde
çalışabilirler(640x480, 800x600, 1024x768, 1280x1024 gibi). Böylece ekrandaki
görüntüleri amaca göre genişletip daraltabiliriz.
Büyüklük
: Monitör büyüklüğü, ekranın köşegen
uzunluğuyla ölçülür. Standart monitörler 14” veya 15” (inç) büyüklüğündedir.
1024x768’den daha yüksek çözünürlüklerde rahat çalışabilmek için 17” veya daha
büyük bir monitör seçilmelidir.
Nokta
aralığı : Görüntü netliği, ekran yüzeyindeki noktaların arasındaki
uzaklığa bağlıdır. Nokta aralığı ne kadar küçükse görüntü o kadar net olur.
Eski monitörlerde bu 0.39 mm iken şimdiki monitörlerde genellikle 0.28 veya
daha küçüktür.
Ekran
tazeleme : Ekrandaki görüntü saniyede en
az 60 kez tazelenmelidir. Ekran tazeleme frekansı yükseldikçe daha sabit bir
görüntü elde edilir. “Non-interlaced”(titreşimsiz)
denilen monitörler ekranı tek seferde tarayabildiği için gözü daha az yorar.
Monitör ve görüntü kartı,
ekranda görüntülerin sergilenebilmesi için birlikte çalışırlar..
Görüntü kartı, ana karta bağlanan bir genişleme
kartıdır. Bir kablo, görüntü kartı ile monitörü birbirine bağlar.
Monitörde
görüntülenebilen renklerin sayısı görüntü kartındaki bellek miktarıyla
sınırlanır. Görüntü kartındaki bellek yongaları, bilgileri monitöre göndermeden
önce geçici olarak saklar. Renk sayısı, ekrandaki görüntülerin kalitesini
doğrudan doğruya etkiler. Daha fazla renk, gerçeğe daha yakın ve daha iyi
görüntü demektir.
Klavye,
üzerinde harf, rakam, özel karakterler ve özel fonksiyon tuşlarının bulunduğu
bir bilgisayar giriş birimidir. Bilgisayar temelde klavye aracılığıyla
yönlendirilir ve kumanda edilir. Klavyenin tuşlarına basıldığında, basılan
tuşun kodu bilgisayarın CPU’su tarafından değerlendirilmek üzere belleğe
aktarılır ve yankısı yada neticesi ekrana gelir.
Klavyeler
üzerindeki harf tuşlarının diziliş şekline göre F veya Q tipi
olurlar. Farklı firmaların ürettiği klavyelerde bazı farklı tuşlar bulunabilir.
Klavyenin üzerinde bulunan
bazı tuşlar, ekrana bir karakterin yazılmasına neden olmazlar. Çünkü bu tuşlar
bir görüntüden öte bir etki oluştururlar. Ancak bu tuşların işlevleri
programdan programa değişiklik gösterebilir. Örneğin bir çok programda F1
tuşuna basıldığı zaman o sırada çalışan program veya yapılan işleme bağlı
olarak ekrana yardımcı bilgi getirilmektedir.
Enter tuşu : Bilgisayara bir
işi yapmasını söylemek, bir komutu çalıştırmak için kullanılır. Kelime
işlemcilerde ise yeni bir paragrafa geçmeyi sağlar.
Esc (Escape) tuşu : O sırada yapılan işi yarıda kesmek, vazgeçmek veya
geriye dönmek amacıyla kullanılır. Windows uyumlu programlarda Esc tuşu genellikle iptal düğmesini temsil eder.
Fonksiyon
tuşları : Bu tuşlar belirli bir işlemi
çabucak yapmak için kullanılır. Örneğin F1 tuşu çoğu programda yardım
bilgilerini ekrana getirir.
Tab tuşu : DOS ortamında bu
tuşa basıldığı zaman imleç veya ekleme noktası 5 karakter genişliği kadar sağa
gitmektedir. Başka bir deyişle DOS ortamında 5 kez boşluk tuşuna basmak yerine
bir kez tab tuşuna basmak aynı etkiye sahiptir.
Kelime işlem programlarına paragraf girintisi için, windows’ta
iletişim kutusu pencerelerinde ise düğmeler arası geçişte
kullanılır.
Caps Lock tuşu : Bu tuşa bir kez basınca (klavyenin sağ üst köşesinde
ilgili ışık yanar ve) klavyeden hep büyük harf girebilirsiniz. Bir kez daha
basarsanız, yine küçük harf moduna geçilir.
Shift tuşu : Bu tuşa bir harf
tuşu ile birlikte basıldığında, o harfi büyük yazmakta veya bir rakam tuşu ile
birlikte basıldığında ise o rakam tuşunun üst kısmında belirtilen özel
karakteri yazmaktadır.
Ctrl ve Alt Tuşları : Başka
tuşlarla birlikte aynı anda bastığınızda, belirli işlemleri yapmaya yarar.
Örneğin bazı programlarda Ctrl+S dosyayı kaydeder, Ctrl+Alt+Del bilgisayarı resetler.
Alt
Gr tuşu : Q dizilişine sahip klavyelerde
Türkçe’ye özgü ç,ş,ü ve ö gibi harflere yer bulabilmek için bazı tuşlara 3. bir
görev verilmektedir. Bu 3. görevi kullanabilmek Alt Gr tuşu basılı iken söz konusudur.
Windows
tuşu : Bu tuş Windows işletim
sistemlerinde “Başlat” menüsünü açar. Ayrıca başka
tuşlarla birlikte kısa yol tuşu olarak kullanılır. Klavyenin sol alt köşesinde Ctrl ile Alt tuşları arasındadır.
Sağ
fare tuşu : Windows’ta sağ fare tuşu ile
aynı görevi görür. Klavyedeki yeri boşluk tuşunun sağındaki Ctrl
tuşunun solundadır. Bu arada Ctrl, Shift ve Enter tuşları kullanım
kolaylığı düşünülerek klavye üzerinde ikişer adettir.
Back Space (Geriye Silme) tuşu : Klavyede rakamların bulunduğu sırada en sağda olan bu
tuş, ışıklı göstergenin(imlecin) solunda bulunan karakteri silmek için
kullanılır. İmlecin solundaki karakter silindiği için sağında bulunan bütün
karakterler bir karakter genişliği kadar sola
kayarlar.
Del
(Delete) tuşu :
Del tuşu ise imlecin sağındaki karakteri siler.
İns (İnsert) tuşu : İnsert tuşu açık/kapalı mantığıyla çalışır. İnsert açıkken yazılan karakterler sağdaki karakteri ileri
doğru iterek araya yerleşir. İnsert kapalı iken ise
yazdığımız karakterler daha önceki karakterlerin üstüne yazılır.
Home tuşu : Bu tuş satırın
başına gitmemizi sağlar.
End tuşu : Bu tuş satırın
sonuna gitmemizi sağlar.
Page Up tuşu : Bu tuş bir sayfa yukarı çıkmamızı sağlar.
Page Down tuşu : Bu tuş bir sayfa (bir ekran görüntüsü kadar) aşağı
inmemizi sağlar.
Pause tuşu : Bu tuş yapılan
işlemin bir tuşa basana kadar durdurulmasını sağlar. Bir tuşa basınca işlem
kaldığı yerden devam eder.
Print Screen tuşu : DOS ortamında çalışırken bu tuşa basmanız halinde o
sırada ekranda ne görülüyorsa yazıcıya gönderilir. Windows ortamında bu tuşa
bastığınızda yine ekranın resmi çekilir. Ancak ekranın resmi yazıcı yerine,
geçici bilgi saklama ortamı olan ve Pano adı verilen ortama aktarılır. Daha
sonra panoda saklanan resmi Paint gibi bir boyama
programına aktarıp istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
İmleç
tuşları : Bu tuşlarla imleci ekranda
istediğiniz yere götürebilirsiniz.
Nümerik
klavye : Num Lock ışığına bağlı olarak, buradan rakamları girebilir veya
imleci kontrol edebilirsiniz. Num Lock
ışığını “Num Lock” tuşu yakar
veya söndürür.
Bunlardan başka yeni tip
klavyelerde Sleep(Stand-by/Bekleme uyuma modu), Power (açma-kapama) gibi bazı tuşlar da vardır.
Ekrandaki
öğeleri (icon’ları) seçmenizi ve hareket ettirmenizi,
bu icon’ların temsil ettiği işlemleri (sol tuş ile
bir veya iki kez tıklayarak) yaptırmanızı sağlayan bir giriş aygıtı’dır
Fare, klavyenin yerini almak için geliştirilmiş bir
aygıt değil aksine kullanıcının imleci hareket ettirme kabiliyetini geliştiren
bir aygıttır.İki veya üç tuşlu olabilir.
Farenin çalışması bir topun
hareketine dayanır. Fare düz bir yüzeyde hareket ettirildikçe topun hareketi
ekrandaki işaretin hareketine dönüştürülür.Farenin iyi çalışması için, ara sıra
bu topu çıkarıp temizleyin.
Mouse Pad (farelik)
farenin hareketi için uygun ve iyi bir yüzey sağlar.
Seri fareler COM portuna,
PS/2 tipi fareler fare portuna bağlanır. Bu iki tip konnektörü birbirine çeviren dönüştürücüler vardır.
Bilgisayardaki
bilgilerin kağıt üzerinde gösterilmesini sağlayan çıkış birimlerinden en
önemlisi yazıcılardır. Yazıcılar basımda kullandıkları teknolojiye göre üç
sınıfa ayrılırlar.
1.Nokta vuruşlu (matris) yazıcılar : Sayfa
üzerine harfleri ve şekilleri minik noktacıklarla oluştururlar. Yazma kafası,
mürekkepli bir şeride vuran küçük iğnelerden (9 veya 24 pin)
oluşur. Bu yazıcılar vuruşlu oldukları için oldukça gürültülüdür.
Nokta
vuruşlu yazıcılar, özellikle aynı anda birden çok kopya alınması gereken
durumlarda kullanışlıdır. Genellikle sürekli form kağıt kullanırlar. Sürekli
formun kenarında, yazıcıya takılmasını sağlayan delikler vardır.
2.Mürekkep püskürtmeli (inkjet)
yazıcılar : Nokta vuruşlu yazıcılardan daha kaliteli baskı yaparlar ve
daha sessiz çalışırlar. Renkli mürekkep püskürtmeliler, normal kağıda baskı
yapabilirler, ama özel kağıt kullanılırsa daha iyi sonuç verirler.
3.Lazer yazıcı : Sayfa görüntüsünü
oluşturmak için lazer ışınlarını kullanan, yüksek hızlı bir yazıcıdır. Lazer
yazıcılar, yüksek kalitede belge üreten bir fotokopi makinesi gibi çalışır.
Çiziciler
özellikle grafik çıktıların alınmasında kullanılan aygıtlardır. Renkli kalemler
kullanılmak suretiyle renkli çıktılar alınabilir. Çiziciler genellikle mimarlık
ve mühendislik uygulamalarında kullanılır.
Tarayıcılar
fotoğraf, grafik ve düz yazıları okuyup bilgisayara aktaran aygıtlardır.
Bilgisayara aktarılan resim ve grafikler üzerinde değişiklik yapılabilmektedir.
Düz yazılar ise kelime işlem programları(OCR optik karakter tanıma programı)
ile değiştirilebilmektedir.
Tarayıcıların masa üstü tipi
olduğu gibi el ile tarama yapmayı gerektiren el tipi tarayıcılar da vardır.
Tarayıcılar bilgisayara ya SCSI bir kartla bağlanmakta ya da yazıcının
takıldığı paralel çıkışa bağlanır. Paralel çıkıştan bilgisayara bağlanan tarayıcılar
daha ekonomiktir. Bu tip tarayıcılarda ayrıca yazıcılar için bir çıkış
bulunmaktadır.
Bilgisayarınızın
telefon hatlarını kullanarak iletişim kurmasını sağlar. Modem terimi, Modulation-demodulation
kelimelerinin kısaltılması ile oluşturulmuştur. Modem, bilgisayardan aldığı digital(sayısal) veriyi analog
veriye çevirerek göndermek ve aynı şekilde karşı taraftaki bilgisayardan gelen analog veriyi tekrar digital
veriye çevirerek bilgisayara iletmektir. Bu digital-analog çeviri işleminin gerekli olmasının sebebi,
bilgisayarları birbirine bağlamak için kullanılan hatların digital
veriyi taşıyamamalarıdır.
Bir modem kullanarak, internet ve BBS gibi bilgi ağları ve hizmetlerine
erişebilirsiniz. Faks yeteneği de olan bir fax/modem
cihazıyla bilgisayarınızdan faks çekebilir ve size gelen faksları
alabilirsiniz. Ses(voice) özellikleride
olan bir modem telesekreter görevi görebilir.
Harici tip Modemler
bilgisayara seri port ile bağlanır.
Bilgisayarda Bilginin
Birimleri
Bit (binary
digit) :
0 ve 1’lerden oluşmuş, bilgisayarda bir anlamı olan en küçük bilginin adıdır.
Byte : 8 bitin birleşimiyle oluşmuş 1 karakterlik bilgidir.
Karakter : Harf, rakam veya semboller. Her birine 1 karakter
denilir.
1 Byte = 1 Karakter = 8 Bit
1024 Byte = 1 Kilo Byte(KB), 1024 KB = 1 Mega Byte(MB),
1024 MB = 1 Giga Byte(GB)
Bir
bilgisayarla yapılan işlemler üç temel faaliyetten ibarettir: Giriş/çıkış
işlemleri, veriler üzerinde yapılan işlemler ile veri yada bilgilerin
saklanması ve nakli işlemleri.
1.Giriş/çıkış işlemleri : Bir
bilgisayar çeşitli giriş ve çıkış cihazları vasıtasıyla toplanan verileri alma
ve işlenen verileri de sunma kabiliyetine sahiptir.
2.Veriler üzerinde işlemler yapılması : Aşağıdaki
işlemler bilgisayar tarafından veriler üzerinde icra edilebilir.
a.
Sınıflandırma : Sınıflandırma genellikle
veriler için önceden tespit edilmiş kısaltma veya kodlar vasıtasıyla yapılır.
Kod türleri; nümerik (111,112,113 gibi), alfabetik (A,B,C gibi), ya da alfanümerik (A1,B1,C1 gibi rakam ve harflerin karışımı
şeklinde) olabilir.
b.
Aritmetik ve mantıksal işlemler : Aritmetik
işlemler verilerin toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi işlemlere tabi
tutulmasıdır. Bilgisayar ayrıca mantıksal karşılaştırmalar yapma kabiliyetine
de sahiptir. Örneğin A ve B şeklinde ifade edilen iki veri birimi
karşılaştırıldığında sadece üç muhtemel sonuç söz konusudur.(1) A, B’den küçüktür (A<B); (2) A, B’ye
eşittir (A=B) (3) A, B’den büyüktür (A>B). Bu
karşılaştırma kabiliyeti bilgisayarın önemli bir özelliğidir. Çünkü çoğu
karmaşık problemler karşılaştırmalar yapmak suretiyle çözülebilir.
c.
Sıralama : Veriler mantıksal bir sıra
içerisinde düzenlenmişse bunlarla çalışmak ve analiz etmek daha kolay olur.
Örneğin nümerik veriler küçükten büyüğe veya büyükten küçüğe, alfabetik veriler
ise A’dan Z’ye veya Z’den A’ya şeklinde
düzenlenebilir. Bilgisayarın mantıksal karşılaştırmalar yapmak suretiyle
gerçekleştirdiği bu düzenlemeye sıralama denir.
d.
Özetleme (grafik) : Veri yığınlarının daha
kısa ve kullanılabilir şekle indirgenmesine özetleme denir. Bilgisayarın
çeşitli grafik programları yardımıyla verilerden pasta veya sütun grafikler
çıkarması özetlemeye bir örnek oluşturur.
3.Saklama
ve nakletme işlemleri : Saklama, veri ve
bilgilerin daha sonraki kullanım için bir harddisk,
disket, CD-ROM veya bir manyetik bant gibi bir aygıtta saklanmasıdır.
İstenildiğinde bu veri ve bilgilere çabucak ulaşılabilir ve kullanılabilir.
Ayrıca bilgisayarlar veri ve bilgileri bir yerden başka bir yere transfer etme
kabiliyetine sahiptir. İletişim, herhangi bir elektronik iletişim aracı ile
yapılabilir.
Bir
bilgisayar ağı,iki veya daha fazla bilgisayarın bir iletişim aracı
üzerinden(kablolu veya kablosuz), tüm iletişim, yazılım ve donanım bileşenleri
ile birlikte bağlanarak meydana getirilen sistem olarak tanımlanabilir.
Bilgisayar ağı en az bir sunucu bilgisayar (server) ve bir istemci (client) bilgisayar (terminaller), modem veya ethernet (network) kartı,
iletişim protokolü ve benzeri iletişim araçlarını bünyesinde bulundurur. Böyle bir
ağa bağlı kullanıcılar bir çok yazılım ve donanımı paylaşabilirler.
Network sistemleri yakın ve uzak bağlantılar olmak üzere
iki ana başlık altında incelenir.
Yakın
mesafelerde olan bilgisayarların birbirlerine bağlandığı network
sistemlerine LAN (Local Area
Network), uzak mesafelerde olan bilgisayarların
birbirlerine bağlandığı network sistemlerine ise WAN
(Wide Area Network) adı verilir.
Bilgisayar ağları;bilgisayar
kaynakları ve elektronik nesne paylaşımını amaçlayarak başladı ve bir iletişim,
paylaşım, dayanışma ve ortak çalışma ortamına dönüştü.
Bir kullanıcı masasındaki PC-terminal iş istasyonu ile ağ üzerindeki kaynakları
kullanabilmektedir. Bu ise kullanıcıya bilgisayarından bağımsız bir arayüz olanağı sağlamaktadır. Diğer bir deyişle; belirli
bir programı veya veri tabanını kullanmak için o programın yüklü olduğu
bilgisayarın başında olmak gerekmiyor, veritabanını kullanıcının kendi
bilgisayarında çalışan bir program kullanabiliyor veya uzaktan kullanım ile
(telnet, remote login)
ilgili bilgisayar da program ve veritabanını kullanabiliyor.
Bilgisayar
ağlarının en büyüğü ve bir anlamda toplamı olan İnternet
tüm dünyayı kapsayan, irili ufaklı her türden milyonlarca bilgisayardan
oluşmakta, 200 civarında ülke ile elektronik posta,100 civarında ülke ile online elektronik nesne değişimine izin vermektedir.
Yazılım,
kullanıcıların bilgisayarda işlerini yapmalarına imkan veren tüm programlara
verilen genel addır. Yazılımlar :
1.Sistem Yazılımları
2.Uygulama Yazılımları
olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Uygulama
yazılımları; programlama dilleriyle yazılan kullanıcıya yönelik yazılımlardır.
Sistem yazılımları ise uygulama yazılımlarının belli bir donanım grubu üzerinde
pürüzsüz olarak çalışmasını sağlayan zemin programlarını içerir.
Kullanıcıların
belli başlı bazı işlemleri yapmalarına imkan veren yazılımlardır. Uygulama
yazılımlarının geliştirilmesi için programlama dilleri ve diğer bazı uygulama
geliştirme araçları kullanılır. Uygulama yazılımları genellikle belli bir
işletim sistemi altında çalıştırılmak üzere hazırlanır. Örneğin, Macintosh
işletim sistemi altında çalıştırılmak üzere hazırlanan bir kelime işlem
programı DOS veya WINDOWS işletim sistemini kullanan kişisel bilgisayar(PC-Personal Computer)larda çalışmayacaktır. Bununla birlikte, çoğu durumlarda
ticari uygulamalar; diğer bir çok işletim sistemi altında da çalışabilecek
şekilde hazırlanmaktadır.
Günümüzde
bilgisayar sistemleri için geliştirilmiş çok sayıda genel amaçlı uygulama
yazılımı mevcuttur. Bunların sayısı ve özellikleri her geçen gün hızla
artmaktadır. Bu yazılımlardan kişi ve kurumlarca en yaygın olarak
kullanılanları; kelime işlem programları, elektronik hesap tablosu programları,
sunum programları, dosya yönetim ve veri tabanı yönetim programlarıdır.
Kelime
İşlem Programları : Bilgisayarın, çok
güçlü özellikleri olan bir daktilo makinesi gibi kullanılması özelliğini
sağlayan programlardır. Hazırlamak istediğiniz belgede grafik, tablo, resim,
dipnot ve belgeyi birden fazla sütun halinde düzenlemek gibi özellikleri
sağlarlar. Bu programlar diğer genel amaçlı uygulama yazılımlarına oranla çok
daha yaygın kullanılmaktadır. Bazı kelime işlemciler, masa üstü yayıncılık,
elektronik takvim, ve elektronik posta gibi özelliklere sahip olan entegre ofis
sistemlerinin temelidir(Word, WordStar, WordPerfect, PW-Professional Write
gibi).
Hesap Tablosu Programları : Hesap
tablosu programları bilgisayar sistemini son derece özellikli bir elektronik
hesap makinesine dönüştüren programlardır. En basit özelliği verileri oldukları
gibi tablo şeklinde listelemek olduğu gibi, verileri alıp çeşitli türlerde
grafiklere dönüştürme özelliğine de sahiptirler(Excel, Lotus 123, Quattro Pro gibi).
Sunum Programları : Belli bir konuda
yapılan araştırmanın ve/veya hazırlanan raporların sonuçlarını bilgisayar
yardımıyla diğer kişilere anlatmak için kullanılır. Sunum genellikle
bilgisayara bağlı bulunan bir projeksiyon/data shov
cihazı yardımıyla yapılır. Bu uygulamalar her türlü grafik, ses ve video
görüntülerinin kullanılmasına imkan verir.
Dosya
Yöneticileri ve Veri Tabanı Yönetim Programları : Büyük miktardaki verileri depolayıp bu verilere hızlı
bir erişim ve bu verilerden raporlar hazırlanmasına imkan veren
programlardır(Access, Database/Dbase,
FoxBase/FoxPro, Oracle,
File Maker gibi).
Bu yazılımlar genellikle
üretici firmalar tarafından birleştirilerek MS-Office, Star Office(Sun), Open Office(ücretsiz) gibi tek bir ofis paketi
halindedirler.
Özel
amaçlı uygulama yazılımları belirli bazı işleri
yapabilmek için geliştirilen, dolayısıyla sınırlı amaçları olan
yazılımlardır. Aşağıda bazı özel amaçlı yazılım türleri kısaca belirtilmiştir.
Analiz ve karar verme : Belli
işlemleri yapmaktan çok; problemlerin çözümünde yöneticilere yardımcı olmak
amacıyla geliştirilmiştir. Matematiksel modellerden faydalanmak üzere
istatistik ve yönetim bilimi yazılımlarını birleştirir.
Planlama, programlama, koordinasyon ve organizasyon:
Finansal planlama, bütçe, masraf ve satış
raporları hazırlama, toplantı gündemlerinin hazırlanması ve randevuların
ayarlanması gibi işler “masa üstü düzenleyici”de
denilen özel uygulama yazılımları ile yapılır.
Ayrıca “akıllı binalar”,
“Hastane Otomasyon Sistemleri” ve proje yönetimi yazılımları da vardır.
İletişim
: İletişim programları, bilgisayar ağları
arasında iletişim kurulmasına imkan veren yazılımlardır. Günümüzde yaygın bir
şekilde kullanılan İnternet
hizmetlerinden yararlanmak için geliştirilmiş olan her türlü program iletişim
programları içerisinde düşünülebilir.
Eğitim
: Bilgisayarlar eğitimde her geçen gün
gittikçe artan bir oranda kullanılmaktadır. Bugün piyasada olan programların
çoğu öğreticileriyle birliktedir, yani program içindeki yardım menüsünde programın kullanım bilgileri bulunmaktadır.
Ansiklopedik bilgiler içeren, belli bir yer veya konuda hazırlanmış olan
tanıtıcı programlar, yabancı dil veya herhangi bir dersle ilgili olarak
yardımcı olmak üzere hazırlanmış, internette online veya asenkron eğitim için
hazırlanmış programlar eğitim amaçlı programlardır.
Sistem Yazılımları
Uygulama
yazılımları ile bilgisayar donanımı arasında aracılık eden yani bilgisayar
sisteminin pürüzsüz bir şekilde çalışmasını sağlayan yazılımlardır. Bu kısımda
İşletim Sistemi (Operating System)
ve Hizmet (Utility) yazılımları kısaca
incelenecektir.
Bir
işletim sistemi, bilgisayar kaynaklarının yönetimi ve kontrolünü sağlayan yani
bilgisayar sisteminin yapacağı işleri yöneten programlar bütünüdür. Kullanıcıya
bilgisayarın kaynaklarını mantıksal bir ortamda yönetme ve yönlendirme imkanı
verir, pek çok fonksiyonu ise kullanıcının haberi bile olmadan kendisi
üstlenir. Diyelim, bir yazı yazdınız ve diske kaydediyorsunuz. Kelime
işlemci(yazıyı yazdığınız program), doğrudan diskle ilgili bir iş yapmaz,
sadece işletim sisteminin diskle ilgili fonksiyonlarını kullanır.
Bir işletim sisteminin gerçekleştireceği
temel işlemler;
1.Merkezi İşlem
Birimini farklı işlere yönlendirmek, yönetmek,
2.Ana belleği yönetmek,
3.Harici kayıt cihazlarını yönetmek,
4.Giriş/çıkışları kontrol etmek,
5.Bilgisayar sisteminin güvenliği ve
kontrolünü sağlamaktır.
Bugün
kişisel bilgisayar dünyasında değişik işletim sistemleri kullanılıyor.
Microsoft’un IBM uyumlu PC’ler için ürettiği MS-DOS, Windows, Windows NT,
Windows2000 işletim sistemleri ayrı, Apple Macintosh’un işletim sistemleri ayrı, yine IBM uyumlu
PC’lerde kullanılan IBM OS/2 Warp, Linux ve Unix
işletim sistemleri ayrı. Üstelik her birinin farklı sürümleri var. Bunlardan
günümüzde IBM uyumlu PC’lerde en yaygın kullanılanı Microsoft Windows olmakla
birlikte son yıllarda Linux kullanımı da artmıştır. Önceleri çeşitli sürümleri
ile DOS (Disk Operating System)
işletim sistemi üzerine yüklenen bir Grafik Kullanıcı Arabirimi (GUI-Graphical User Interface) olan, yani PC’mizi DOS üzerinde daha rahat
kullanabilmemiz için grafiksel öğeler getiren Windows, uzun bir süre sonra
Windows 95 sürümü adıyla işletim sistemi unvanını edindi(aslında Windows NT,
gerçek anlamda ilk Windows işletim sistemidir). PC’lerin ağ ortamında kullanımı
içinse Novell Netware gibi
işletim sistemleri geliştirildi. Ancak daha sonra Windows NT ve Windows 95’e
gelişmiş ağ özellikleri eklendi.
Genelde
bir işletim sisteminde kullandığımız uygulama diğerinde çalışmaz(farklı
sürümlerini kullanmak gerekebilir). Ayrıca bir işletim sistemini kullanma
alışkanlıkları diğer işletim sistemi ile uyuşmayabilir(fare kullanımı, menüler, arabirim, alıştığımız klavye kestirmeleri,
komutlar vs.).
Hizmet
(Utility) yazılımları, genel sistem destek
işlemlerini yapmak için kullanılan programlardır. Diskleri biçimlendirmek, dosyaları kopyalamak,
disklerdeki programları yedeklemek, dosya sıkıştırma, dosya transfer(ftp),
klavye düzenleme, disk yüzeyini düzenleme(fdisk, partition magic), virüs temizleme
gibi işlemleri yaparlar. Çoğu işletim sistemi hizmet yazılımlarının yaptığı
işlerin çoğunu yapmaktadır. Fakat bazı durumlarda hizmet yazılımları ayrı bir
paket olarak daha güçlü özelliklerle üretilmektedir.
Buraya
kadar anlattığımız faydalı yazılımların yanı sıra, faydalı yazılımlara zarar
veren yada kullanıcı dosyaları üzerinde tahribat yapan zararlı yazılımlar da
vardır. Bu yazılımlara genel bir ifadeyle zararlı yazılımlar yada “bilgisayar
virüsleri” denir. Bilgisayar virüsleri kendi kendilerini çoğaltabilen, bir
bilgisayardan diğerine yayılabilen ve çoğu kez bilgisayar sistemlerine kasten
zarar vermek için yazılmış programlardır.
Bir bilgisayar virüsünün üç
temel karakteristiği vardır:
1.Kendi kendini çoğaltma mekanizması,
aşağıdaki fonksiyonları yapar;
· Enfekte etmek için diğer programları arar,
· Bir program
bulduğu zaman, daha önce enfekte edilip edilmediğini
tespit eder,
· Gizli
talimatları program içerisinde bir yere ekler,
· Programın
veya dosyanın enfekte edildiğini gösteren bir işaret
ekler. İşaret (flag) gerekli olabilir. Aksi takdirde
işaret olmadan programlar tekrar tekrar enfekte edilir veya çok anormal şekilde büyüyebilir.
Kendi kendini çoğaltma mekanizması dosyaların enfekte edildiğinin gizlenmesine yardım edecek olan diğer
bazı fonksiyonları da icra eder. Mesela dosyaların üzerinde değişiklik
yapıldığı son tarihi tekrar eski değerine ayarlayabilir.
2.Aktivasyon mekanizması, bazı olayların ortaya çıkmasını
kontrol eden bir mekanizmadır. Olay vuku bulduğu zaman virüs amacını yerine
getirir. Eğer aktivasyon mekanizması amacını icra etmeden önce belli bir
tarihin veya zamanın gelmesini kontrol ediyorsa, ona zaman bombası (time bomb) denir. Bir
programın önceden tespit edilmiş bir sayıda icra edilmesi gibi belli bir
faaliyeti beklerse, buna da mantık
bombası (logic bomb)
denir. Bunun birçok varyasyonu olabileceği gibi, herhangi bir programın ilk
defa icra edilmesiyle de aktivasyon mekanizmasının devreye girmesi söz konusu
olabilir.
3.Amaç, genellikle istenmeyen ve tahrip edici bazı
olayların meydana getirilmesidir. Bugüne kadar yaşanan olaylarda virüsler
taşıdıkları amaçlarda farklılıklar göstermişlerdir. Bazen ekranda ortaya çıkan
sinir bozucu fakat zararsız mesajlar, bazen dosyaların ve programların
silinmesi veya değiştirilmesi ve bazen de sistem donanımının farklı bir şekilde
davranmasına sebep olunması şeklinde ortaya çıkmışlardır. Bazen virüsün sebep olduğu zarar tüm sistem
yazılımlarının ve verilerin yeniden yüklenmesini gerektirir.
Bir truva atı virüs programı gerçekte
bilgisayara veya sisteme zarar vermek amacında olmasına rağmen faydalı bir
fonksiyon icra ediyormuş gibi görünen bir programdır. Bir truva
atının yazarı ya faydalı gibi görünen bir program yazar yada diğer
kullanıcılara cazip görünen faydalı bir programın kaynak koduna erişim kazanıp
faydalı fonksiyonun yanı sıra zararlı bazı fonksiyonlar da yerine getiren bir
kod ekleyerek amacına ulaşır.
Ağ solucanı denilen virüs
programları ise sistemden sisteme yayılmak için ağ bağlantılarını kullanırlar.
Virüslere
karşı aşı tabiriyle kastedilen, anti-virüs yazılımlarıdır. Anti-virüs
yazılımları bir bilgisayardaki davetsiz misafirleri “yakala ve yok et”
misyonuna göre çalışan programlardır. Görünüşte anti-virüs programı, bir
elektronik koruyucu ilaç gibi anlaşılabilir; gerçekte ise bir virüse karşı en
iyi savunma onu sisteme bulaştırmamaktır. İkinci olarak da aktif hale gelip yayılmadan
ve tahribatını yapmadan ilk adımda onu yok etmektir. Virüs faaliyetlerini
tespit etmek amacıyla sistemi izleyen programlar kullanılmalıdır. Kusurlu
anti-virüs yazılımlarının virüsleri yok edeceği yerde, bilgisayardaki verileri
tahrip edip bilgisayarları çalışamaz duruma getirdiği çok görülmüştür. Daha
olgun bir hale gelen anti-virüs programları bu tehlikeleri minimize etmiştir.
Anti-virüs
yazılımlarının kullanılması düşünüldüğünde aşağıdaki faktörler göz önünde
bulundurulmalıdır.
1. Anti-virüs yazılımları ne kadar itibarlı ve güvenilir
kaynaklardan alınırsa o kadar etkin ve emniyetli sonuçlar alınır. Büyük
üniversitelerde özenli ilmi değerlendirmeler den geçen programların satın
alınmasında fayda vardır.
2. Bu yazılımların bütün meseleyi halledeceği
düşünülmemelidir. Bir virüs insanlar tarafından yazılıp insan hatası veya ihmal
nedeniyle sisteme girmesine imkan verilmiş olan bir üründür. İnsan faktörünün
ihmal edilmesini gerektirecek kadar güçlü ve emniyetli anti-virüs yazılımı
yoktur. Yani bunlar felakete karşı mutlak bir sigorta değil sadece bir ihtiyat
tedbiridir.
Netice olarak koruma,
tedaviden daha iyi bir seçenektir.
Genel
amaçlı olsun özel amaçlı olsun tüm uygulama ve sistem yazılımları programlama dilleriyle yazılır. Bir programlama dili, insanların
bilgisayara çeşitli işlemler yaptırmasına imkan veren her türlü sembol,
karakter ve kurallar grubudur. Programlama dilleri insanlarla bilgisayarlar
arasında tercümanlık görevi yapar. Programlama dilleri, bilgisayara neyi, ne
zaman, nasıl yapacağını belirten deyim ve komutlar içerir. Programlama dilleri
zaman içerisinde gelişerek günümüzde çok kabiliyetli bir duruma gelmiştir.
Burada programlama dillerinin gelişme süreci kısaca incelenecektir. Programlama
dillerinin tarihi gelişimi Tablo 1.1.de verilmiştir.
|
Kuşak
|
Programlama Dili
|
Periyod
|
|
1
|
Makine dili
|
1940 – 1950 arası
|
|
2
|
Assembly dili
|
1950’li yıllardan itibaren
|
|
3
|
Yüksek seviyeli diller
|
1960’lı yıllardan itibaren
|
|
4
|
Çok yüksek seviyeli diller
|
1970’li yıllardan itibaren
|
|
5
|
Yapay zekaya yönelik diller
|
1980’li yıllardan itibaren
|
Tablo 1.1.Programlama Dillerinin Tarihi Gelişimi
Düşük seviyeli diller : Bilgisayarların ilk dönemlerindeki programlama dilleri, kullanımı çok zor
olan makine dili ve assembly dilleriydi. Makine dili, geliştirilen ilk
programlama dilidir ve ilk kuşağı
temsil eder. Makine dilinde yazılan tüm komutlar 0 ve 1 lerden
oluşur. Bütün talimatlar en detaylı bir şekilde tanımlanır ve iki tabanlı
sayı sistemi kullanılarak kodlama yapılır.
Assembly dilleri : İkinci kuşak dilerdir ve
geliştirilmesine 1950’li yılların başlarında Grace Hopper tarafından öncülük edilmiştir. Bu dillerde makine
dili talimatları daha kolay bir şekilde anlaşılabilecek ve hatırlanabilecek
olan sembollerle ifade edilir. Düşük seviyeli diller grubundan sayılmasına
rağmen, makine diline göre bir adım daha ileride olan assembly
dilleri günümüzde bile programcılar tarafından kullanılmaktadır. Çünkü bu
dillerle yazılan programlar genellikle çok hızlı çalışır ve daha az depolama
yüzeyi gerektirirler. Bununla birlikte bu dillerle programlama yapmak çok
yorucu, sıkıcı ve zaman alıcı olduğundan cazibesini kaybetmektedir.
Yüksek seviyeli diller : Üçüncü kuşak
da denilen yüksek seviyeli programlama dilleri öğrenilmesi daha kolay,
program yazılması daha az zaman alan, daha iyi sonuçlar sağlayan programlama
dilleridir. Yüksek seviyeli dillerden birinde yazılan bir kaynak program
makine diline çevrilmek zorundadır. Dönüştürme işini gerçekleştiren
programa derleyici (compiler)
denir. Basic, Cobol,
Fortran ve Pascal dilleri
bu kategorideki programlama dillerine birkaç örnek oluşturur.
Çok yüksek seviyeli diller : Bu diller
programlama işini çok daha kolaylaştırmıştır. Bu dillerdeki temel özellik
kullanıcıların bilgisayara bir şeyin nasıl yapılacağını değil, ne yapılacağını
ifade edebilmelerine imkan vermesidir. Örneğin; sayıların sıraya
dizdirilmesi işlemini yapabilmek için bir yüksek seviyeli dil ile karmaşık bir
mantık kullanarak 15-20 satırlık bir program yazmak gerekir. Bunun aksine bir
çok yüksek seviyeli(dördüncü kuşak) dil ile bir kullanıcının yapacağı iş;
sıraya dizilecek alanı, sıralama işleminin küçükten büyüğe mi yoksa büyükten
küçüğe mi yapılacağını belirlemek ve ekrandaki bir ikona tıklayarak yada bir
mönüden “sırala” komutunu seçerek sıralama işlemini gerçekleştirmektir.
İlk
geliştirilen dördüncü kuşak diller ile daha sonraları geliştirilen diller
arasında bile takip edilen prosedürler ve kullanılan metotlar bakımından büyük
farklılıklar vardır. Yeni geliştirilen diller çok daha karmaşık işleri daha
kolay bir şekilde yapmaya imkan vermektedir.
Hangi
PC’yi açarsanız açın, siyah ekran üzerinde bir takım yazıların kayıp gittiğini
görürsünüz. İşletim sisteminiz DOS, Windows 3.x, Windows 9x, NT, Windows 2000,
Unix veya Linux olabilir. Tümünde de bu yazıları görürsünüz. İşletim sistemi
daha sonra otomatik olarak veya siyah ekranda yazdığınız bir komutla devreye
girer.
Peki
nedir işletim sisteminden önce devreye giren bu satırlar?
Daha
önce BIOS’tan bahsetmiştik. Temel Giriş Çıkış Sistemi
(Basic İnput/Output System) anlamındaki BİOS, anakart üzerindeki bir yongada yüklü, küçük bir yazılımdır
aslında. Bu yazılım donanımların diğer bileşenler ve işletim sistemi tarafından
tanınması için ilk adımları atar, sistem açıldığında bazı donanımların düzgün
çalışıp çalışmadığını test eder, donanımların belirli özelliklerinin
ayarlanmasını sağlar. İşte BIOS’un sisteminizi açmak
için gerçekleştirdiği bu ilk işlemlerin gerçekleştirildiğini, PC’nizi
açtığınızda siyah ekranda görünen bu yazılardan anlarsınız. Bu yazılar ekrana
gelirken BIOS’unuzun yaptığı bu işlemlere POST – Power On Self Testing/Otomatik
açılış testleri adı verilir.
Bilgisayarı
her açtığınızda, BIOS’taki POST yordamı (rutini),
PC’nizin temel kaynaklarını kontrol eder: Bellekler çalışıyor mu? Giriş/çıkış
birimleri yerinde duruyor mu? İşletim sistemi olması gereken yerde mi? Çevre
birimleriyle ve iletişim portları ile yeniden ilişki
kurulur. Her şey iyi gidiyorsa, bir mesele yok. Ama herhangi bir birimde sorun
varsa, test işlemi durdurulur, bize acı haber ekrandan bildirilir...
PC’nin
ekranında izlenilebilen bu test işlemi, en çok RAM bellek üzerinde yoğunlaşır;
ne kadar çok ana bellek varsa, POST o kadar uzun sürecektir. Temel giriş/çıkış
programlarının başlangıç adresleri de RAM’a aktarılır, böylelikle
kullanacağımız uygulama yazılımlarının, giriş/çıkış birimlerini standart
olmayan yollardan kullanmalarına da izin verilmiş olur.(Bazı PC’lerde açılış
sırasında temel giriş/çıkış programları, olduğu gibi ROM dan RAM’a aktarılır.)
Görüldüğü
gibi sistem açılışında pek çok işlem yapılmaktadır ve sisteminize bağlı
donanımlar, yüklü yazılımlar değiştikçe, anakartın
özelliğine ve BIOS ayarlarınıza da bağlı olarak, açılış süresi değişebilir.
Çoğu kullanıcı sistem performanslarını bu açılış süresi ile değerlendirmeye
eğilimlidir. Ancak görüldüğü gibi açılışta tanınan donanımlar ve yüklenen
yazılımlar nedeniyle bu süre çok değişken olabilir, dolayısı ile PC’nin
performansı açılış süresi ile ölçülmez.
Not : 1. Sisteminizi ilk açtığınızda yazılar ekranda hızla
kayıyorsa ve aradığınız bir bilgiyi okumakta güçlük çekiyorsanız klavyenizde Pause tuşuna basarak kayan
yazıları durdurabilirsiniz. Enter tuşuna bastığınızda işlemler
devam edecektir.
2. Sisteminizdeki donanımların doğru çalıştığından
eminseniz, BIOS Setup’dan bazı POST işlemlerini iptal
ederek sisteminizin açılışını hızlandırabilirsiniz. BIOS Features Setup bölümünde “Quik Power On
Self Test” seçeneğini “Enabled” konumuna
getirdiğinizde özellikle açılıştaki bellek sayma işlemi iptal olacak ve
sisteminiz daha hızlı açılacaktır.
BIOS
tam anlamı ile bir işletim sistemi sayılmaz; donanım ile işletim sistemi
arasındaki köprü görevi yapar. Elektronik devreler, CD sürücüler, işlemci,
grafik kartı... onca para ödediğimiz donanım bilgisayarın yarısıdır! Giriş
bölümünde, öbür yarının yazılım olarak adlandırıldığını belirtmiştik.
Bilgisayar genel amaçlı bir aygıttır, o kadar genel amaçlıdır ki, sorduğunuzda
tanımlanmış bir işlevi ve görevi yoktur: “Ne iş olsa yapar”. İşte yazılımların
görevi masanızın (ya da dizinizin) üzerinde öylece duran gövdeyi harekete
geçirmek ve bu genel amaçlı aygıta tanımlanmış fonksiyonlar kazandırmaktır.
Yazılımın bir işlevi daha vardır Son derece karmaşık bir aygıtı kolayca kullanmanızı
sağlamak, elektronik devrelerle aranızda bir köprü oluşturmak... Kabaca, bu
işlevlerden ilkini destek ve uygulama yazılımlarının, ikincisini ise “sistem
yazılımlarının” üstlendiğini söyleyebiliriz. Kullanıcı bilgisayarın iç
işleyişine karışmaz, ancak bu işleyişi yönlendirebilir. Bu yönlendirme,
piramidin tepesinden tabanına doğru inersek, uygulama yazılımları ve onların
çalışmasını sağlayan sistem yazılımları ile mümkün olabiliyor. “Sistem
yazılımı” başlığı altında toplanan yazılımlardan en önemlisi işletim
sistemidir. İşletim sistemi buraya kadar anlattığımız bütün o karmaşık donanım
birimlerinin çalışmasını birtakım komutlarla veya resim ve ikonlarla
temsil eder. İşlemci, BIOS veya belleğin temel çalışma ilkelerini bilmeden de
PC’nizi kullanabilirsiniz, ama işletim sistemini bilmeden bilgisayarınıza hakim
olamazsınız. DOS kullanacaksanız DOS’u, Windows’unuz varsa Windows’u, Unix veya
Linux’unuz varsa onları veya Mac’iniz varsa MacOS’u
bilmemek olmaz!
Zaten
bu nedenledir ki, yazılımcılar giderek daha kolay kullanılan işletim sistemleri
ve grafik kullanıcı arabirimleri geliştirmeye çalışıyorlar... DOS, Windows,
OS/2, Linux gibi sistem yazılımları sayesinde sabit diskinizde neler döndüğünü,
CD-ROM’un nasıl çalıştığını ve işlemcinin nasıl işlem yaptığını bilmek zorunda
kalmıyorsunuz. Sizden sadece birkaç komutu bilmeniz ya da ekranınızdaki
simgelere fare ile tıklamanız bekleniyor...
Bir
işletim sistemi, bilgisayarın
temel işlevlerini (verileri dış ortamdan almak, işlemek, ekranda göstermek,
yazmak ya da telefon hattı aracılığı ile göndermek vb.) nasıl ele alacağını
belirleyen geniş kapsamlı bir programdır.
Bilgisayarın kaynaklarının etkin bir şekilde kullanımı için, kaynak
yönetimi ve koordinasyonunu işletim sistemi üstlenir. Hangi ortamda nasıl
saklanırsa saklansın, nasıl yüklenirse yüklensin, bütün işletim sistemleri bu
görevi yerine getirir.
PC (Personal Computer-Kişisel
Bilgisayar)’lerde kullanıla gelen işletim sistemini
eski işletim sistemlerinden, artık çoğu kullanıcı doğrudan kullanmasa da
Windows PC’lerimizin hala bir kenarında öyle veya böyle duran MS-DOS’tan
başlayacağız. Kimi işletim sistemi kavramlarını da DOS’u anlatırken ele
alacağız. Onun için, DOS kullanmasanız bile DOS sayfalarına bir göz atmanız iyi
olur.
DOS’un,
kullanıcıya sistemi değişik şekillerde kontrol etme olanağı veren kesimi, “User Command Processor”
(Kullanıcı Komut İşlemcisi) olarak adlandırılır. DOS, makinenin değişik
bileşenlerine ve giriş/çıkış birimlerine yönelik bir dizi fonksiyon ve özel
komut da içerir. Bu komut ve fonksiyonların bir kısmını kullanıcılar doğrudan
kullanabilir, bir kısmı ise uygulama yazılımları tarafından kullanılırlar.
Bazıları da herkes tarafından.
Diyelim,
bir yazı yazdınız ve diske kaydediyorsunuz. Kelime işlemci (yazıyı yazdığınız
program), doğrudan diskle ilgili bir iş yapmaz, sadece işletim sisteminin
diskle ilgili fonksiyonlarını kullanır. Dolayısıyla bu fonksiyonun DOS’ta
herhangi bir şekilde değiştirilmesi, bütün yazılımları doğrudan etkiler. Bazı
yazılımlar, işletim sistemini atlayıp, doğrudan donanım bileşenlerine erişerek
işlem yaparlar.
PC’nizde
kurulu olan DOS işletim sistemi, şu modüllerden oluşur:
· ROM-BIOS : ROM’da (salt okunur bellek)
saklı temel giriş-çıkış sistemi.
· AÇILIŞ KAYDI : Diskte bulunan ve
bilgisayarın “bootstrap” işlemini
gerçekleştirebilmesini sağlayan küçük ve basit bir kayıt. Bu kayıt kalıcı
değildir, yani PC’niz çalışırken, RAM’da durmaz.
· IO.SYS ile MSDOS.SYS (ya da IBMBIO.COM ile
IBMDOS.COM) : DOS’un sistem dosyaları. ROM-BIOS’taki
programların ekleri olarak görülebilecek bu dosyalar, çevre birimleriyle ilgili
ek işlemleri yerine getiren programları içerir. Diskinizin ana dizininde
bulunan bu dosyalar gizlidir, yani DIR (listele) komutuyla onları göremezsiniz.
· COMMAND.COM : Bu dosyanın içerdiği
sistem programının temel işlevi, DOS üzerinde çalışırken kullandığımız
komutları yorumlamak ve yerine getirmektir. COMMAND.COM, disk üzerinde bulunur,
gizli bir dosya değildir, yani DIR komutuyla görünür. Ana bellekte, makine
çalıştığı sürece saklanan COMMAND.COM’unuz silinir ya
da bozulursa, PC’niz açılmaz...
Dikkat
: Bir kullanıcı olarak sizin bu sistem
dosyalarıyla herhangi bir şey yapmanız söz konusu değildir. Sadece kavramsal
olarak, bu dosyaların ne işe yaradığını bilmeniz yeter. Her ihtimale karşı, bu
sistem dosyalarının bir yedeğini alırsanız, çok iyi edersiniz...
CONFİG.SYS
DOSYASI : Sistemle ilgili dosyaları ve bilgisayarın
kullanabileceği donanım parçalarını tanıtmak için açılışta yüklenen dosyadır.
Herhangi bir kelime işlemci ile dosya çağrılır ve kullanıcı tarafından gerekli
değişiklikler yapılabilir.
AUTOEXEC.BAT
DOSYASI : İşletim sistemi yüklendikten sonra çalıştırılmak
istenen programlar ve komutlar bu dosyada bulunur. Herhangi bir kelime işlemci
ile dosya çağrılır ve kullanıcı tarafından gerekli değişiklikler yapılabilir.
Bilgisayar
ilk açılışında ROM bellek test edilir ve okunur. Daha sonra RAM belek test
edilir, sorun çıkarsa ekrana mesaj verir ve işletime geçmez.
Bellek
testinden sonra A disket sürücüsünü kontrol eder ve takılı disket yok ise C
diskinden işletim sisteminin belleğe yüklenmesi işini yapar ve var olan
aygıtlarının tanınmasını sağlayan IO.SYS ve MSDOS.SYS gizli dosyalarını yükler.
Konfigürasyon
dosyası olan CONFIG.SYS yüklenir. Daha sonra COMMAND.COM dosyasını ve
AUTOEXEC.BAT dosyasını yükler. Bilgisayar açılmış olur ve ekrana C:\> çıkacaktır. Bundan sonra DOS
komutlarının uygulanması yapılabilir.
Şayet
A sürücüsünü test ederken disket takılı ise ve DOS işletim sisteminin dosyaları
mevcut ise A sürücüsünden açar ve ekrana A:\> yazar.
A
sürücüsüne takılı diskette DOS işletim sistemi yüklü değilse ekrana şu mesajı
verir.
Non-System Disk Error
Replace and press any key
when ready
Bu mesajdan
sonra A sürücüsünde sistem disketi olmayan disket çıkartılır; ya bir tuşa
basılır ve C sürücüsünden bilgisayarın açılması sağlanır ya da DOS işletim
sistemi yüklü olan disket takılır ve bir tuşa basılarak A sürücüsünden
bilgisayarın açılması sağlanır.
Bilgisayarın C sürücüsünden açılmaması : DOS
işletim sistemi yüklenmemiş olabilir. DOS işletim sisteminin dosyaları bozulmuş
olabilir ve yeniden yüklenmesi gerekir veya disk bozulmuş olabilir.
Bilgisayarı
açarken C sürücüsünde veya A sürücüsünde takılı olan diskette AUTOEXEC.BAT
dosyası bulunmuyor ise ekrana tarih ve zaman bilgisi gelir ve ENTER tuşuna
basılarak bu satırlar geçilir ve bilgisayar açılır.
Sürücü Değiştirme
C
sürücüsünde iken A sürücüsüne geçmek için A: yazılır enter
tuşuna basılır.
A sürücüsünde
iken A sürücüsüne geçmek için C: yazılır enter tuşuna basılır.
Dosyalara İsim Verilmesi
DOS
işletim sisteminde dosyalara en az 1 karakter en fazla 8 karakterlik isim ve
uzantısı 3 karakter olarak verilir. Dosyalara uzantı ismi verilmeyebilir ancak
bazı durumlar var ki mutlaka uzantı ismi vermek zorunludur. Dosya ismi ile
uzantısı arasına mutlaka nokta (.)
karakteri konulmalıdır. Dosya adı içerisinde ve uzantısında boşluk karakteri
kullanılmaz.
Dosya
uzantısı bize o dosya hakkında bilgi verir. Bazı dosya uzantılarının kısaca
anlamı şöyledir:
EXE :
Uzantısı bu olan programlar doğrudan çalışırlar.
COM :
Bu programlarda doğrudan çalışırlar.
BAT :
Toplu işlemler için DOS komutlarını içeren programlardır.
SYS :
DOS işletim sisteminde sistem dosyası.
TXT :
Yazı (text) içeren dosya.
DAT :
Veri (data) içeren dosya.
HLP :
Konu ile ilgili açıklamalar, yardım bilgileri içeren dosya.
* ve ? karakterleri
DOS komutlarında, dosya veya uzantı ismi içerisinde yer alırlar. Joker karakter olarak kullanıldıklarında :
1. * karakteri, dosya isminde 1 ila 8
arası karakteri; dosya uzantısında kullanılıyor ise 1 ile 3 arası karakteri
temsil eder ve ne olursa olsun anlamını verir.
2. ? karakteri, bulunduğu pozisyondaki
bir tek karakteri temsil eder ve ne olursa olsun anlamını verir.
1.İç (internal) Komutlar
Bilgisayar
açıldığında RAM belleğe yerleşen komutlardır. Bilgisayar kapatıldığında RAM
bellekten silinir. Bilgisayar tekrar açıldığında RAM belleğe yükler.
2.Dış (external) Komutlar
Bu
komutların çalışabilmesi için bilgisayarın diski veya disketinde dosyalarının
mevcut olması gerekir.
En
Çok Kullanılan DOS Komutu : DIR
İlk
öğrenilen ve en çok kullanılan komut olan DIR istenilen sürücüdeki dizin veya
altındaki dosyaların listelenmesini yada dosya aranmasını sağlar.
DIR
komutunun kullanım formu ve parametreleri şöyledir (Bu parametrelere ek olarak DubleSpace ile kullanılan parametreler dee
mevcuttur.) :
DIR [sürücü harfi:][\dizin adı][\dosya
adı][/P][/W][/A[[:]atamalar]]
[/O[[:]sıralama]] [/S][/B][/L][/C[H]]
· /P Sayfa sayfa
görüntüler. Ekranda dosya adı, dosya kapasitesi, dosyanın işlem gördüğü tarih
ve saat gibi ilgili ayrıntıları görebiliriz. Listelenecek dosyalar bir ekrana
sığmayacak kadar çoksa ekran dolduğunda; diğer dosyaların listesini görmek için
bir tuşa basarız.
· /W Yalnızca dizin ve dosya adlarını her satırda
5 isim olacak şekilde listeler.
· /A Dosya atamalarına göre listeler. Atamalar :
o D Dizinler (directory)
o R Yalnızca okunabilir (read
only) dosyalar
o H Gizli (hidden)
dosyalar
o A Arşivlenmesi gereken dosyalar
· /O Sıralama şekli :
o N Adına göre (alfabetik).
o S Dosya büyüklüğüne göre .
o E Uzantısına (soyadına) göre (alfabetik.
o D Tarih ve saate göre.
o G Dizinler başta
· /S Dosya veya dizin arama, alt dizinlerle
birlikte listeleme.
· /B Üst başlık olmadan yalnızca ad ve uzantıları
listeleme
· /L Küçük harflerle listele.
Sürücü adı ve dizin belirtilmezse geçerli sürücü ve